GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

05/11/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



Y O R U M 


Türk-Pakistan ilişkilerini canlandırmanın oluşturacağı fırsatlar

Türkiye, Taliban sonrası Afganistan’da askeri ve politik gelişmelerde merkezi rol oynayacak. Bu, Türkiye’nin Pakistan’la ilişkilerini yeniden değerlendirme ihtiyacını ortaya koyarken, ayrıca Türkiye’ye bölgede önemli bir rol oynama fırsatı da sundu.

Türkiye, Taliban sonrasındaki Afganistan için yavaş yavaş ön plana çıkmaya başladı. Ortaya çıkan bu yeni rol, Türkiye’yi bazı tehlike ve karşı çıkmalarla yüz yüze bıraktığı gibi, Türkiye’ye Orta Asya’da etkisini artırmak için olağanüstü fırsatlar da sunuyor. Başarılı olmak için, Türkiye bölgesel ülkelerle ilişkilerine daha da dikkat etmeli.

Afganistan’da savaş devam ederken, Güneybatı Asya’daki bölgesel ülkeler, 11 Eylül saldırısı sonrasında pozisyonlarını ve karşı tepkileri olduğu kadar çıkarlarını da değerlendirmeye başladılar. Taliban’ı destekleyen Pakistan’ın dramatik bir dönüş yaparak bu kez Taliban’ı yok etmek isteyen ABD’ye yardım etmesi çok dikkat çekici bir gelişme oldu...

Bununla birlikte bölgesel ve global politikalardaki rolü gittikçe artan Türkiye, bu konumunu yeniden gözden geçirmeye başladı. Türkiye, Taliban sonrası Afganistan’da askeri ve politik gelişmelerde merkezi rol oynayacak. Bu, Türkiye’nin Pakistan’la ilişkilerini yeniden değerlendirme ihtiyacını ortaya koyarken, ayrıca Türkiye’ye bölgede önemli bir rol oynama fırsatı da sundu.

Tüm dış güçler, Afganistan’a girmenin ne kadar tehlikeli olduğunun artık farkındalar. Askeri anlamda, ABD’nin de tahminlerinin üstünde olarak Afganistan’daki gerillalar, büyük güçlere bile zarar verecek kadar sindirilmesi çok zor bir kapasiteye sahipler. Bununla birlikte, Türkiye pek çok sebepten dolayı, Afganistan’daki barışgücü misyonuna katılabilecek en ideal ülkelerden biri.

Birincisi, Türkiye Müslüman bir ülke. Türk askerlerinin Afganistan’da bulunması, halk tarafından Amerikan veya İngiliz askerlerine göre daha kolay kabul edilebilir bir durum.

İkincisi, Türkiye Afganistan’a komşu değil. Bu, Türkiye için bir avantaj; çünkü Türkiye’nin Afganistan’a müdahalesiyle hiçbir bölgesel güç, direkt tehdit edildiğini öne sürerek Türkiye’ye engel olmayacak. Çünkü, Türkiye’nin, bazı komşu ülkelerin yapmaya çalıştıkları gibi Afganistan’ı kontrol etmek veya orada bir hükümeti zorla kurdurmakta herhangi bir çıkarı yok.

Üçüncüsü, hiçbir ülke ordusu Türk ordusu kadar gerilla ve dağlık savaş eğitimine sahip değil. Onun bu tecrübe ve profesyonel silahlı kuvvetleri oldukça saygın ve bundan dolayı Afganistan karasında yönlendirici rolün Türkiye’nin olması mantıklı oluyor. Deneyim ve profesyonelliğiye saygın bir yere sahip olan Türk ordusunun Afganistan coğrafyasında liderlik rolü oynaması oldukça mantıklı.

Sonuç olarak ABD’ nin güvendiği NATO üyesi bir Türkiye’ye, oynayacağı rol için Batı’dan da açık bir destek var. Müslüman bir toplum içinde laik yapıya sahip bir Türkiye daima Batı için daha iyi bir alternatiftir. Türkiye önemli potansiyel kazançlar elde edecektir.

Birincisi, Afganistan’da oynayacağı başarılı bir rol, Türkiye’ye dünya çapında tanınma ve prestij, İslam dünyasında ise mesuliyetli ve istikrarlı bir güç imajı kazandıracaktır. Ayrıca, Türkiye’ye Orta Asya’daki rolünü artırmak için yeni bir fırsat verecek. 1990’lı yıllarda Türklerin Orta Asya’daki etkilerini artırma çabaları neredeyse tümüyle başarılıydı. Ankara’nın özellikle Azerbaycan ve Gürcistan’da olmak üzere Kafkaslar’daki liderlik rolü tartışılmaz; ama Orta Asya’daki etkisi ise daha az dikkat çekiyor.

Rusya ve Çin buralarda daha etkili olmak için çaba sarf etiler, bunu yakın zamanda kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü de ispatlıyor. Bununla birlikte, Afganistan’daki ve çevresindeki gelişmeler bu durumu değiştirebilir. Özbekistan’a gelen ABD kuvvetleri sayesinde, Orta Asya ülkeleri, ABD ve Türkiye’yi bölge dışında tutmaya çalışan Rus–Çin ortak çabalarının dışına çıkarak daha da bağımsız olmaya başladılar. Buna göre Türkiye, Özbekistan ve Kazakistan’a yönelik yeni diplomatik hamlelere başlamalı.

Daha da önemlisi, Pakistan’daki değişiklikler, Türk–Pakistan ilişkilerinde canlanma için tarihî bir fırsat sağladı, Türkiye, Pakistan’ın İslamlaşmasına şüpheyle baktığı için iki ülke ilişkileri gittikçe zayıflamıştı.

Türkiye’de büyüyen Müşerref kendisini Atatürk’ün takipçisi olarak ilan etti. Ne zaman ki Pakistan’daki aşırı hareketleri temizleme şansı sunuldu, Müşerref bu şansı elde etmek için harekete geçti. Türkiye artık İslamabad’da sağlam, cömert ve güvenilir bir yönetim bulacak.

Türk– Pakistan ittifakı en azından üç sebepten Türkiye’nin çıkarına olacak. Birincisi, Afganistan’da rol almak için Türkiye’nin Pakistan ile aktif işbirliğine ihtiyacı var. Pakistan şimdiki savaş ve sonrasında Türkler için bir üs ve faaliyetleri için iyi bir kanal olacak.

İkincisi, Türkiye, Pakistan ile ilişkilerini yeniden olgunlaştırdıktan sonra Pakistan ve Orta Asya ilişkilerinin gelişmesinde önemli bir rol oynayabilir. Orta Asya liderleri, Özbekistan’daki İslami hareketleri destekleyen Taliban’a yardım ettiği için Pakistan’a şüpheyle bakıyorlar. Afganistan’a barış gelmesi ancak komşularının birbirini iyi anlamalarıyla sağlanabilir. Eğer Pakistan ve Özbekistan birbirini anlamaya, kötü ilişkilerini düzeltmeye başlarlarsa, Afganistan’a istikrar gelme şansı yükselir. Böylece denize çıkışı olmayan Orta Asya ile Hint Okyanusu arasında yeni ticaret yolları oluşur.

Üçüncü olarak, Afganistan’daki varlığının yanı sıra Orta Asya ile Pakistan’ı sıkı ilişkilere sokan Türkiye, Orta Asya devletlerinin özellikle de, bölgenin politik ve ekonomik güç merkezleri olan Kazakistan ve Özbekistan’ın bağımsızlığını güçlendirebilir.

Afganistan’daki istikrar ve güneyle ticaret bağlantıları bu ülkelerin hem güvenlik hem de ticaret yönünden Rusya’ya bağımlılıklarını azaltacak. Bu rolü en iyi oynayabilecek ülke olan Türkiye bu şekilde Orta Asya’daki çıkarlarını da korumuş olacak. Dolayısıyla Türkiye’nin bir arabulucu ve istikrar unsuru olarak rolü artacak, Türk şirketleri bu bölgede daha fazla yatırım yapma şansı yakalayacaktır.

Türkiye’nin bu politikasında sorunlar yaşamaması için bazı faktörleri göz önünde bulundurması gerekiyor. Birincisi, Türkiye’nin Raşid Dostum ile ilişkileri. Dostum, Türkiye ile etnik bağları olan Özbek toplumunun temsilcisi. Eğer Türkiye, geçmişi hiç de temiz olmayan Afgan liderleri arasında bulunan Dostum’a göre politikalarını belirlerse, hiçbir zaman Afganistan’da tarafsız ve istikrar unsuru olduğunu gösteren bir rol oynayamaz. Halk, Dostum’u Moskova’dan emir alan ve gangster bir kişi olarak algılıyor. Türkiye etkin bir rol oynayacaksa, Afganistan’ın en geniş etnik grubu olan Peştunlarla ilişkilerini geliştirmeli. Şu an, Pakistan Peştunların haklarını koruma rolü oynuyor, bu anlamda Pakistan, Peştunlarla Türkiye için bir köprü vazifesi görmektedir. Türkiye Pakistan’ın yardımı ile Peştun liderlerin güvenlerini kazanırsa, Özbek ve Türkmenlerin de içinde bulunduğu Kuzey’deki halklarla düşmanlıkları sona erdirmek için bir köprü olabilir ve böylece tarafların kabul edeceği bir barış şansını da yakalayabilir.

Orta Asya’da yeni bir jeopolitik gerçek belki ortaya çıkıyor. Türk– Pakistan ilişkileri, iki ülkeye de Afganistan’a istikrar getirmek için yeni fırsatların doğması, Orta Asya cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını güçlendirmesi ve Orta Asya ile ticari ilişkilerinin geliştirilmesi fırsatını verebilir.

Şu anda Türkiye’nin elinde olağanüstü bir fırsat var, bunu kaçırmamalı.

*Dr. Cornell, Washington Johns Hopkins Üniversitesi, Yüksek Uluslararası Etüdler Fakültesi, Orta Asya–Kafkasya Enstitüsü,

Svante Cornell / Orta Asya–Kafkasya Analizi’ dergisi editörü

İngilizceden çeviri: Cumali Önal



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: http://www.zaman.com/ssayfa/form/okurdan.htm
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.