Türk-Pakistan ilişkilerini
canlandırmanın oluşturacağı fırsatlar
Türkiye, Taliban sonrası Afganistan’da
askeri ve politik gelişmelerde merkezi rol oynayacak. Bu,
Türkiye’nin Pakistan’la ilişkilerini yeniden değerlendirme
ihtiyacını ortaya koyarken, ayrıca Türkiye’ye bölgede önemli bir rol
oynama fırsatı da sundu.
Türkiye, Taliban sonrasındaki Afganistan
için yavaş yavaş ön plana çıkmaya başladı. Ortaya çıkan bu yeni rol,
Türkiye’yi bazı tehlike ve karşı çıkmalarla yüz yüze bıraktığı gibi,
Türkiye’ye Orta Asya’da etkisini artırmak için olağanüstü fırsatlar
da sunuyor. Başarılı olmak için, Türkiye bölgesel ülkelerle
ilişkilerine daha da dikkat etmeli.
Afganistan’da savaş devam ederken,
Güneybatı Asya’daki bölgesel ülkeler, 11 Eylül saldırısı sonrasında
pozisyonlarını ve karşı tepkileri olduğu kadar çıkarlarını da
değerlendirmeye başladılar. Taliban’ı destekleyen Pakistan’ın
dramatik bir dönüş yaparak bu kez Taliban’ı yok etmek isteyen ABD’ye
yardım etmesi çok dikkat çekici bir gelişme oldu...
Bununla birlikte bölgesel ve global
politikalardaki rolü gittikçe artan Türkiye, bu konumunu yeniden
gözden geçirmeye başladı. Türkiye, Taliban sonrası Afganistan’da
askeri ve politik gelişmelerde merkezi rol oynayacak. Bu,
Türkiye’nin Pakistan’la ilişkilerini yeniden değerlendirme
ihtiyacını ortaya koyarken, ayrıca Türkiye’ye bölgede önemli bir rol
oynama fırsatı da sundu.
Tüm dış güçler, Afganistan’a girmenin ne
kadar tehlikeli olduğunun artık farkındalar. Askeri anlamda, ABD’nin
de tahminlerinin üstünde olarak Afganistan’daki gerillalar, büyük
güçlere bile zarar verecek kadar sindirilmesi çok zor bir kapasiteye
sahipler. Bununla birlikte, Türkiye pek çok sebepten dolayı,
Afganistan’daki barışgücü misyonuna katılabilecek en ideal
ülkelerden biri.
Birincisi, Türkiye Müslüman bir ülke. Türk
askerlerinin Afganistan’da bulunması, halk tarafından Amerikan veya
İngiliz askerlerine göre daha kolay kabul edilebilir bir durum.
İkincisi, Türkiye Afganistan’a komşu
değil. Bu, Türkiye için bir avantaj; çünkü Türkiye’nin Afganistan’a
müdahalesiyle hiçbir bölgesel güç, direkt tehdit edildiğini öne
sürerek Türkiye’ye engel olmayacak. Çünkü, Türkiye’nin, bazı komşu
ülkelerin yapmaya çalıştıkları gibi Afganistan’ı kontrol etmek veya
orada bir hükümeti zorla kurdurmakta herhangi bir çıkarı yok.
Üçüncüsü, hiçbir ülke ordusu Türk ordusu
kadar gerilla ve dağlık savaş eğitimine sahip değil. Onun bu tecrübe
ve profesyonel silahlı kuvvetleri oldukça saygın ve bundan dolayı
Afganistan karasında yönlendirici rolün Türkiye’nin olması mantıklı
oluyor. Deneyim ve profesyonelliğiye saygın bir yere sahip olan Türk
ordusunun Afganistan coğrafyasında liderlik rolü oynaması oldukça
mantıklı.
Sonuç olarak ABD’ nin güvendiği NATO üyesi
bir Türkiye’ye, oynayacağı rol için Batı’dan da açık bir destek var.
Müslüman bir toplum içinde laik yapıya sahip bir Türkiye daima Batı
için daha iyi bir alternatiftir. Türkiye önemli potansiyel kazançlar
elde edecektir.
Birincisi, Afganistan’da oynayacağı
başarılı bir rol, Türkiye’ye dünya çapında tanınma ve prestij, İslam
dünyasında ise mesuliyetli ve istikrarlı bir güç imajı
kazandıracaktır. Ayrıca, Türkiye’ye Orta Asya’daki rolünü artırmak
için yeni bir fırsat verecek. 1990’lı yıllarda Türklerin Orta
Asya’daki etkilerini artırma çabaları neredeyse tümüyle başarılıydı.
Ankara’nın özellikle Azerbaycan ve Gürcistan’da olmak üzere
Kafkaslar’daki liderlik rolü tartışılmaz; ama Orta Asya’daki etkisi
ise daha az dikkat çekiyor.
Rusya ve Çin buralarda daha etkili olmak
için çaba sarf etiler, bunu yakın zamanda kurulan Şanghay İşbirliği
Örgütü de ispatlıyor. Bununla birlikte, Afganistan’daki ve
çevresindeki gelişmeler bu durumu değiştirebilir. Özbekistan’a gelen
ABD kuvvetleri sayesinde, Orta Asya ülkeleri, ABD ve Türkiye’yi
bölge dışında tutmaya çalışan Rus–Çin ortak çabalarının dışına
çıkarak daha da bağımsız olmaya başladılar. Buna göre Türkiye,
Özbekistan ve Kazakistan’a yönelik yeni diplomatik hamlelere
başlamalı.
Daha da önemlisi, Pakistan’daki
değişiklikler, Türk–Pakistan ilişkilerinde canlanma için tarihî bir
fırsat sağladı, Türkiye, Pakistan’ın İslamlaşmasına şüpheyle baktığı
için iki ülke ilişkileri gittikçe zayıflamıştı.
Türkiye’de büyüyen Müşerref kendisini
Atatürk’ün takipçisi olarak ilan etti. Ne zaman ki Pakistan’daki
aşırı hareketleri temizleme şansı sunuldu, Müşerref bu şansı elde
etmek için harekete geçti. Türkiye artık İslamabad’da sağlam, cömert
ve güvenilir bir yönetim bulacak.
Türk– Pakistan ittifakı en azından üç
sebepten Türkiye’nin çıkarına olacak. Birincisi, Afganistan’da rol
almak için Türkiye’nin Pakistan ile aktif işbirliğine ihtiyacı var.
Pakistan şimdiki savaş ve sonrasında Türkler için bir üs ve
faaliyetleri için iyi bir kanal olacak.
İkincisi, Türkiye, Pakistan ile
ilişkilerini yeniden olgunlaştırdıktan sonra Pakistan ve Orta Asya
ilişkilerinin gelişmesinde önemli bir rol oynayabilir. Orta Asya
liderleri, Özbekistan’daki İslami hareketleri destekleyen Taliban’a
yardım ettiği için Pakistan’a şüpheyle bakıyorlar. Afganistan’a
barış gelmesi ancak komşularının birbirini iyi anlamalarıyla
sağlanabilir. Eğer Pakistan ve Özbekistan birbirini anlamaya, kötü
ilişkilerini düzeltmeye başlarlarsa, Afganistan’a istikrar gelme
şansı yükselir. Böylece denize çıkışı olmayan Orta Asya ile Hint
Okyanusu arasında yeni ticaret yolları oluşur.
Üçüncü olarak, Afganistan’daki varlığının
yanı sıra Orta Asya ile Pakistan’ı sıkı ilişkilere sokan Türkiye,
Orta Asya devletlerinin özellikle de, bölgenin politik ve ekonomik
güç merkezleri olan Kazakistan ve Özbekistan’ın bağımsızlığını
güçlendirebilir.
Afganistan’daki istikrar ve güneyle
ticaret bağlantıları bu ülkelerin hem güvenlik hem de ticaret
yönünden Rusya’ya bağımlılıklarını azaltacak. Bu rolü en iyi
oynayabilecek ülke olan Türkiye bu şekilde Orta Asya’daki
çıkarlarını da korumuş olacak. Dolayısıyla Türkiye’nin bir arabulucu
ve istikrar unsuru olarak rolü artacak, Türk şirketleri bu bölgede
daha fazla yatırım yapma şansı yakalayacaktır.
Türkiye’nin bu politikasında sorunlar
yaşamaması için bazı faktörleri göz önünde bulundurması gerekiyor.
Birincisi, Türkiye’nin Raşid Dostum ile ilişkileri. Dostum, Türkiye
ile etnik bağları olan Özbek toplumunun temsilcisi. Eğer Türkiye,
geçmişi hiç de temiz olmayan Afgan liderleri arasında bulunan
Dostum’a göre politikalarını belirlerse, hiçbir zaman Afganistan’da
tarafsız ve istikrar unsuru olduğunu gösteren bir rol oynayamaz.
Halk, Dostum’u Moskova’dan emir alan ve gangster bir kişi olarak
algılıyor. Türkiye etkin bir rol oynayacaksa, Afganistan’ın en geniş
etnik grubu olan Peştunlarla ilişkilerini geliştirmeli. Şu an,
Pakistan Peştunların haklarını koruma rolü oynuyor, bu anlamda
Pakistan, Peştunlarla Türkiye için bir köprü vazifesi görmektedir.
Türkiye Pakistan’ın yardımı ile Peştun liderlerin güvenlerini
kazanırsa, Özbek ve Türkmenlerin de içinde bulunduğu Kuzey’deki
halklarla düşmanlıkları sona erdirmek için bir köprü olabilir ve
böylece tarafların kabul edeceği bir barış şansını da yakalayabilir.
Orta Asya’da yeni bir jeopolitik gerçek
belki ortaya çıkıyor. Türk– Pakistan ilişkileri, iki ülkeye de
Afganistan’a istikrar getirmek için yeni fırsatların doğması, Orta
Asya cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını güçlendirmesi ve Orta Asya
ile ticari ilişkilerinin geliştirilmesi fırsatını verebilir.
Şu anda Türkiye’nin elinde olağanüstü bir
fırsat var, bunu kaçırmamalı.
*Dr. Cornell, Washington Johns Hopkins
Üniversitesi, Yüksek Uluslararası Etüdler Fakültesi, Orta
Asya–Kafkasya Enstitüsü,
Svante Cornell / Orta Asya–Kafkasya Analizi’
dergisi editörü
İngilizceden çeviri: Cumali Önal
|